Atlas Röportajı


Birkaç hafta önce Atlas'ın ilk albümleri "Selam Yabancı" hakkında övgüler dolusu bir yazı yazmıştım biliyorsunuz. Şimdi ise kendileriyle  röportaj yapma şansı yakaladım. Gelin grubu birde yakından tanıyalım. -Buket Kalkan






-Grubun kuruluşu ve bir araya gelme hikayesiyle başlayalım isterseniz?

Selim Öztunç: Tuna, Burak ve Hasan zaten ortaokuldan beri tanışıyorlar. Müzikal birliktelikleri de çok eskiye dayanıyor. Can, Hasan ve Burak'ın da İstanbul gecelerini beraber sallamışlığı var. Bana gelince; 20'li yaşlarımın başında barlarda çalmanın müzikal ve fiziksel anlamda beni çok yıprattığını düşündüğüm için canlı müziği bırakmıştım. Aradaki dönemde sadece albüm kayıtlarında çaldım ve kendi çapımda bir şeyler yaptım. Seneler sonra Serkan Çeliköz'ün ısrarları neticesinde Aslı Gökyokuş ile çalmaya başladım. Aslı'nın hamileliğinin altıncı ayından itibaren müzik hayatımın o bölümünü dondurdum. Bana gruba katılmam önerildiğinde doğrusu pek gururlandım, çünkü hepsi takdir ettiğim müzisyenler. Özellikle Burak, ki ben de 25 seneden fazladır gitar çalıyorum, kanımca Türkiye'nin en sağlam sound'lu gitaristlerinden biri. Ayrıca gitardan çok piyano çalma imkanı buluyorum ki, bu da benim için müzikal anlamda yeni bir meydan okuma anlamına geliyor. Çok eğlenceli. :)



-Albüme "Selam Yabancı" ismini vermek kimin fikriydi?

Selim Öztunç: Albümün ismi konusunda hepimiz ortaya muhtelif fikirler attık. Bunların içinde "Yabancı" da vardı. İlk albüm olması vesilesiyle "Selam Yabancı" üzerinde bir konsensus oluştu.

Burak Aldinç: Mesela grubun adını koymak çok daha uzun sürdü. Albümün adı ise neredeyse en başından belliydi.



-Atlas, tarzını nasıl tarif eder?

Selim Öztunç: "Atlas'ın müzik tarzı şudur" diye kendimizi kategorize etmemizin bir anlamı olduğunu sanmıyorum. Müziği kulağıyla değil kalbiyle algılayan insanlar için bu kategorilerin hepsinin içi boştur. Müzik müthiş bir yolculuktur; bir yerde daha uzun kalırsın, başka yerlerde fazla sallanmazsın, kimi zaman yürür, bazen de içinden geldiğince koşarsın. Bir yerde gereğinden fazla kalırsan, zaten yol almıyorsun demektir ama bunun bile eleştirilecek bir yanı yoktur aslında. Kısacası canımız ne isterse onu yapıyoruz, gruptaki herkesin farklı bir müzik zevki olduğu gibi, aslında minimum bir ortak paydada da birleşiyoruz. İşte o birleşme noktasından da Atlas'ın sesleri çıkıyor.



-Sorum  Tuna Kiremitçi'ye. Yaklaşık iki senedir Bulgaristan'da yaşamışsın, Bulgaristan'dan döndüğünde köşe yazarlığı yaptığın Hürriyet gazetesinden kovulmuşsun. Nedir bunun hikayesi?

Tuna Kiremitçi: Bulgaristan ata toprağımız. Kendimi tükenmiş hissettiğim bir dönemde hayat beni oraya götürdü. Üç yıla yakın zamanımın çoğunu Sofya civarındaki bir kasabada, sessiz sessiz geçirdim. Sadece oğlumu görmeye İstanbul'a geliyordum. Orada dağa çıktım, meditasyon yaptım, ufaktan beste taslakları çıkardım. Hem o günlere hem de beni işten çıkaran Hürriyet'e tüm kalbimle müteşekkirim. Hepsi beni Atlas'a hazırlamak içinmiş meğer.



-"Selam Yabancı"nın Gezi ruhu taşıdığınızı söylemişsiniz. Albümü de bu yazın kaydettiniz. Gezi Parkı olayları sizi nasıl etkiledi?

Selim Öztunç: Şahsen çadırların yakıldığı günün (sanırım 30 Mayıs'tı) akşamı, saat 5 sularında İstiklal'deydim. O hafta sonu halim ve tavrım aynen 99'daki deprem ertesindeki gibiydi. Gözümle gördüğüm ile haberlerde ve basında gördüklerim arasındaki uçurum beni Türkiye hakkında bildiğimi sandığım her şeyi sorgulamak zorunda bıraktı diyebilirim. Hatta politik duruşumda bile ciddi farklar yarattı.

Burak Aldinç: Gezi durumları da şöyle; biz albümü tam Gezi olayları sırasında kaydetmeye başladık ve ister istemez bu da şarkılara; sözlere, sound'a, riff'lere bir şekilde yansıdı. Sonuçta ortada bir hava, bir elektrik var ve buda senin ruhuna, duygularına yansıtıyor kendisini... Sen de kayıtta bunu yaptığın işe aktarıyorsun, kimi zaman farkında bile olmadan.



-Albümün ilk videosu Evren Arasıl tarafından "Tabanca" şarkınıza çekildi.  -ki en favori şarkım!-  Klip çekimleri nasıl geçti ve şarkının hikayesini de sizden öğrenmek istiyorum.

Selim Öztunç: Tabanca'nın klibini benim atölyemin de içinde bulunduğu fabrikada çektik. Evren ile önceden tanışıklığımız var zaten. Aslı Gökyokuş'un "Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar" single'ının klibini de o çekmişti. Klibin hikayesini grup belirledi, Evren'i de dahil edip düşüncelerimizi yoğurduk, ortaya "Tabanca" çıktı. Şarkının hikayesini Tuna anlatsın ama, İstanbul bize her gün ateş ediyor, şimdilik ayaktayız. :) 



-İkinci klip için düşündüğünüz şarkılarınız var mı?

Burak Aldinç : İkinci klip için planlamaya başladık diyelim; şarkısı da klibin fikri de belli gibi diyelim şimdilik. Elbette bu düşünme sürecini sonuçlandırmadan kesin bir şey demeyelim. :)



-Albüm çıkalı nerdeyse 1 ay olacak. Albüm için tepkiler ve eleştiriler nasıldı?

Selim Öztunç: Albüm hakkında şu ana kadar aldığımız eleştiriler pozitif. Müzisyen olsun, dinleyici olsun, insanlar beğendi albümü. İnsanlara bu konuda soru sormaktan çok hoşlanmıyorum, çünkü müzik zevki son derece sübjektif bir konu olduğu gibi, müzisyenler açısından bakıldığında da herkesin yolculuğu ve edindiği tecrübeler farklılık gösterir, bu birikimler de müziğe bakış açısını ve neticede yorumları etkiler.

Burak Aldinç: Albümle ilgili güzel şeyler duyduk dinleyicilerden, işi müzik olanlardan ve üstadlarından. Bunlar arasında ben en çok; ortaya bir tür yeni sound ve grup müziği çıkarmış olmamızdan söz edene sevindim açıkçası. Hani işin en başında kendimize çok da fazla hedef koyarak kalkıştığımız bir çalışma değildi bu. Öte yandan en başından beri "yeni bir şey yapalım, grup müziği yapalım" gibi net bir isteğimiz de vardı. Umarım bunu gerçekleştirebildik.



-Etkilendiğiniz gruplar veya müzisyenler var mı?

Tuna Kiremitçi: Etkilendiğim müzikler dönemden döneme değişiyor benim de. Ama Beatles, Queen ve Guns'n Roses'in yeri her zaman başka! Dünya müziğinden de Bjelo Dugme, Rammstein, Mano Negra falan seviyorum. Duman, mor ve ötesi, Flört gibi gruplarla kuşakdaş olduğumuz için mutluyum. Kayıtlar esnasında Serkan Çeliköz'den çok şey öğrendik. Bir de tabii ki ve her zaman Bruce Springsteen!

Selim Öztunç: Etkilendiğimiz yüzlerce, binlerce müzisyen var. Kendi adıma bir kısa listeye indirgemem gerekirse; Toto, Sting, Pat Metheny, Esbjörn Svensson ve Joe Pass diyebilirim. Bir de rahmetli kayınpederim Doruk Onatkut. Ondan müzik ve kayıt hakkında o kadar çok şey öğrendim ki, adını ne kadar ansam yetmez.

Burak Aldinç: Yine kendi adıma; etkilendiğim gruplar, müzisyenler oldukça çeşitli diyebilirim. Müziğin hemen hemen her türlüsünü (iyi olduğu sürece dinlemekten hoşlanırım... Öte yandan Blackmore'u, Page'i, Clapton'ı ve Gilmour'u ayrı bi' yerde de tutarım gitarcılık söz konusu olduğunda.



-Atlas'ı, Atlas yapan şey?

Burak Aldinç: Müzikal taraftan cevap vermeye çalışayım ben bu soruya. Bence Atlas'ı Atlas yapan; gruptaki herkesin kendisini hissettiği şekilde ifade edebilmesi ve bununla birlikte ortaya kendi içinde bir ahengi olan bir grup müziğinin çıkması. Bir müzisyen daha başka ne ister ki?



-Bir Aylin Aslım sever olarak albümdeki "Canavar" düetinden bahsedelim.

Tuna Kiremitçi: Aylin Aslım sanatı, duruşu ve arkadaşlığıyla Atlas'ın ailesinden biri. Ya da biz onun ailesine dahiliz. Benzer özlemlerle, sevinçlerle ve mücadelelerle büyüdüğümüz bir müzisyen. Bu sebeptendir ki albümde olması bizim için çok anlamlıydı. O sabah önce caddede buluşup kahvaltı ettik, biraz muhabbet edip memleketi kurtardık, sonra da stüdyoya gidip şarkıyı kaydettik. Her zaman hatırlanacak bir yaz günüydü.




-Sevgili Tuna Kiremitçi, 10 yıl önce yazdığın  "Bu İşte Bir Yalnızlık Var" adlı ikinci romanın bir filme uyarlanacak. Hakan Ketche tarafından çekildi film. Çıkmasına da çok az günler kaldı.  "Haysiyetli müzik yapmaya çalışanlara bir selam!" demişsin film için. Albümünüzden de "Bana Sebepsin" şarkınız bulunuyor. Bir müzisyen ve yazar olarak  heyecanlı mısın?

Tuna Kiremitçi : Bu İşte Bir Yalnızlık Var'ı yazalı 10 sene olmuş. Şaka gibi! Roll dergisinde emektar bir gitarist abimizle röportaj vardı, ondan esinlenmiştim. Tek bir sahne vardı aklımda, bir adam evde gitar tamir etmektedir. Kapı çalınır ve ağlayarak bir kadın gelir. Sonra hikâye kendi kendine aktı. Bu diyarda insanın müziğinden taviz vermeden maddi-manevi ayakta kalması çok zor. Yazarken bu mücadeleyi veren insanlara saygımı göstermek istedim. Film de romandaki dünyayı perdeye gayet güzel taşımış. Hatta üstüne bir şeyler katmış. Kuşağımızı anlatan bir film olmuş. Bu bakımdan şanslı bir roman diyebiliriz. "Bana Sebepsin"in filmde olması ise bambaşka bir heyecan. Müziğe dönmeye çalışan bir adamın hikâyesinde, müziğe dönmüş adamların şarkısı. Daha ne olsun!



-Hayatınızın dönüm noktaları?

Selim Öztunç: Hayatımızda o kadar çok dönüm noktası var ki, hangi birinden bahsedeyim ki? Bana göre verdiğim en küçük karar, sola değil sağa dönmem bile hayatıma etki eden bir karardır. Özgür irade böyle bir şey, insanı rezil de eder, vezir de.



-Tuna Kiremitçi'ye sormak istiyorum.  Müzik mi, yazmak mı? :)

Tuna Kiremitçi: Benim için önce müzik vardı. Burak ile Tünel'e gidip ilk gitar derslerini aldığımızdan, lisenin müzik kolunda şarkı çıkaracağız diye sabahladığımız günlerden beri. Ama tembellikten dolayı bugüne kadar gerektiği kadar odaklanamadım. Şimdi arkadaşlarım sayesinde özüme yaklaşmış durumdayım ki benim için büyük mutluluk. Yazmayı da çok seviyorum tabii, her zaman sürdüreceğim. Bu ara çocuk kitapları yazmak istiyorum, herhalde oğlumun okumasını istediğimden.



-"Affet" şarkınız, albümde  dinlemekten en  keyif aldığım şarkılardan. Bu şarkıda Müslüm Gürses'e ve Rainbow'un solisti  Ronnie James Dio’ya anmışsınız. Şarkının hikayesini sizden alsak?

Tuna Kiremitçi:  "Affet"  için bir "muhitimize uyarlama denemesi" diyebiliriz. Daha önce Ronnie James Dio ve Müslüm Gürses gibi hem uzak hem de yakın iki baba tarafından seslendirilmiş bir şarkıya kendi yorumumuzu kattık. Onların ruhunu hissetmiş olduk böylece. Belki cennette düet yaparlar.


-Son olarak ilk konserinizi Jolly Joker Balans'ta vermiştiniz. O "ilk" konseriniz nasıl geçti. İnternetten baktığım kadarıyla çok iyi dinleyici kitlesi vardı…

Selim Öztunç: İlk konser için gayet başarılı olduğumuzu söylersem abartmış olmam. Atlas yeni bir grup olabilir, ancak hiçbirimiz için sahne yeni bir şey değil.

Tuna Kiremitçi: İlk konserde çok eğlendik. İzleyicinin yüzündeki o şaşkınlık-mutluluk-heyecan karışımı ifadeyi hiçbir zaman unutmayacağız! Sonrakilere illa ki bekleriz! :)

Yorum Gönderme

0 Yorumlar