Buram Buram Linkin Park.

      


Linkin Park ile yollarımız 2012 Mayıs ayında kesişti. Tabii "Burn It Down" klipleriyle! Başka kanalda çıkmadığı için sürekli Dream Tv'de izlerdim. Evde kimse olmadığı zaman, (tabii o sene İzmir'de yaşıyordum.) Şarkı çıkınca son ses yapardım. Ellerimden ateşler çıkarcasına eşlik ederdim o şarkıya! Değil mi ne güzel. Bir daha Tv'de ne Linkin Park'ı gördüm, ne de bir şarkılarını işittim.


Sonraki aylarda "Lost In The Echo" , ve "Castle of Glass"  gibi şarkılara klip gelince yavaş yavaş bu gruba ısınıyordum artık. Birkaç ay geçtikten sonra "Living Things" albümlerini  2012  Kasım ayında dinleme fırsatı buldum. Kesinlikle mükemmel bir albüm! Grupta ne Chester Bennington'ı bilirdim, ne Mike Shinoda'yı, ne de Brad Delson'ı.

Araştırınca daha çok iyi tanıdım grubu. Sonra albümler, klipler, performanslar derken bu hale geldim. Her ne kadar "Soldier" olamasam da kendimi "Linkin Park dinleyicisi" olarak tanımlayabilirim. Bana da bu yakışır. Ama belli mi olur, gün gelir belki "Soldier" da olurum hiç belli olmaz. ;) Ayrıca bir şey daha eklemeliyim, her ne kadar çok yabancı grupları dinlesem ve sevsem bile Linkin Park her zaman benim için ilk yabancı favori gruptur.

   

 Aslında bu yazıya nasıl devam edeceğim konusunda hiçbir fikrim yok ama birkaç bir şey söyleyecek olursam; Bütün grup üyelerini sevsem bile, Chester Bennington benim için her zaman özel birisi olmuştur. Gerek kişiliği olsun, gerekse scream atışı. Her zaman bambaşka benim için.

   

Devam edeyim, Linkin Park'ı ilk 2009'da Türkiye'de ağırlamışız, o seneden sonra grup ne Türkiye'ye konser vermeye geldi, ne bir şey. O kadar çok grup gelip de Linkin Park'ın gelmemesi ayrı bir üzücü doğrusu. Umarız bu sene gelirler.



Bu yazıyı yazarken epey bir zorlanıyorum çünkü Linkin Park gibi bir grubu yazmak çok zor ve emek istiyor. Şimdi bu yazıyı yazarken arka arkaya demeyelim de aralarda Linkin Park şarkıları çalıyor. Bkz: "Numb" . Ne güzel bir şarkıdır değil mi? Gençlerin yani bizim şarkımızdır "Numb"!  Ben, grup/müzisyenler için her zaman "her grubun mutlaka bir efsane şarkısı vardır" derim ve "Numb" , Linkin Park'ın en efsane şarkısıdır!


Şimdi ben buraya albüm kritiği yapmayacağım, sonuçta albüm yazısı değil grup hakkında yazı yazıyorum. Zaten grubu takip edenler olarak albümlerini, kliplerini ve performanslarını bilmiş ve izlemiş insanlarız. Herkesin mutlaka bir favori LP şarkısı, albümü, klibi ve performansı vardır diye düşünüyorum.
Benimkini  merak edenler varsa aşağı tarafa  buyursunlar;   


Favori LP şarkılarım;

"Hybrid Theory" albümünden favori şarkım "Papercut" ,
"Meteora" albümünden "From of Inside" ,
konser albümleri "Live in Texas"tan "A Place for My Head" ,
"Minutes to Midnight"tan "Shadow of the Day" ,
"A Thousand Suns" albümünden "Burning in the Skies" 
ve "Living Things"ten albümünden ise "Lost in the Echo" .

Bütün Linkin Park şarkıları ayırt edilemeyecek kadar güzel ama benim için özel olan şarkılar bunlar diyebilirim. 



Favori LP kliplerim;


"Hybrid Theory" - "Crawling" ,
"Meteora" - "Numb" ,
Minutes to Midnight" - "What I've Done" ,
"A Thousand Suns" - "Waiting for the End" ,
"Living Things" - "Castle of Glass" 



Şarkı ve klip demişken asıl en önemli bir olayı unuttum; favori LP albümü! Geçen sene grubun web sitesine üye olurken "favori Linkin Park albümü?" sorusu çıkmıştı ve ben tabii ki "Hybrid Theory" yazmıştım. "Hybrid Theory" , gerçekten en efsane albüm ama "Hybrid Theory"den sonra "A Thousand Suns" ta favori Linkin Park albümlerinden.


Dinlemek istersen; 













Her gece mutlaka  birkaç LP şarkısı dinlerim. Şarkılara eşlik ettiğim zaman sanki grupla düet yapıyormuşum gibi hissediyorum bilmiyorum sizde öyle  hissediyor musunuz? Eğer ilerde bir grubum olursa sanırım bir "Linkin Park Tribute" albümü yaparım gibime geliyor. Çok güzel kafalar. :))


Bu grup sayesinde çok arkadaş edindim diyebilirim. (onlar kendilerini biliyor.)  Onlarında Linkin Park'a karşı muhteşem bir sevgileri var bunu görebiliyorum. Umarım o kişiler de konserlerine gittikleri zaman grup üyeleriyle tanışır!



Bu yazıyı nasıl bitireceğimi hiç bilmiyorum. Bana kalsa ben yazarım ama çok uzun yazarak sizleri sıkmak istemem. Ne zamandır bu yazıyı yazmayı çok istiyordum ve sonunda yazmış bulunuyorum. Bu yazı da 2014'ün ilk yazısı.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar