EMIGRATE : DAHA NE KADAR İYİ OLABİLİR?

Richard Kruspe | Rammstein - Emigrate
Richard Kruspe'nin 2006 yılında hayata geçirdiği Emigrate projesini çok seviyorum. Gerek şarkıların sound'u, gerekse Kruspe'nin muhteşem aksanı beni gruba çekiyor. Rammstein'da attığı gitar sololarına zaten aşığım ama işin içine yan projeler girince daha da çok aşık oluyorum. Richard Kruspe, Emigrate projesini Rammstein'ın 2001 çıkışlı Mutter albümü döneminde aklına yattığını dile getiriyor. 2005 yılında Rammstein, Rosenrot albümünü yayınladıktan sonra müziğe ara vererek ve Richard'ın da boş zamanına denk gelerek Emigrate projesi oluşturuyor. 2006 yılında Rammstein'ın internet sitesinde Wake Up şarkısı yükleniyor ve 2007 yılında ilk albüm, grup ile aynı ismi taşıyan Emigrate yayınlanıyor. Richard, grubun ismi neden Emigrate olduğunu "New York, bana Emigrate adını veren şehir. Ne yapmak istediğimi, nasıl yaşamak istediğimin farkında olmamı sağladı. Hayatımı bir odak haline getirdi." şeklinde özetliyor. 


Emigrate (2007)
Albüm genel olarak çok fazla karanlık. Karanlık ama aydınlatıcı yönü de var elbette. Temptation, Resolution ve Blood'ı örnek verebilirim. Albümde şöyle bir gerçek var; tamamen tatmin edici. 2015 yılıydı sanırım, o yıllarda You Can't Get Enough diye bir şarkı dinlemiştim ve son derece Richard'ın sesine aşık olmuştum. Bu albümü ne zaman açsam ilk dinleyeceğim şarkı hep bu olmuştur. Albümde yer alan My WorldResident Evil serisinin 3. filmine soundtrack olarak girmeye başlıyor ve Emigrate, bir nebze olsun  adlarını duyurmayı başarıyorlar. Şarkıda vokal akılda kalıcı yönünden güzel. Şarkıdaki koro grubun bas gitarist ve destek vokalini üstlenen Arnold Giroux üstlenmiş. Richard'la birlikte şarkı söyleyen çocukların vokalleri de iyi. Rahatsız etmiyor. Albümde yer alan New York City şarkısına bayılıyorum. Buram buram kalite kokuyor. Buna da güzel bir kliple taçlandırmış. Klipte Kruspe'yi seksi bir şekilde izliyoruz. Müzisyen kimliğinin yanı sıra oyunculuğu muazzam diyebilirim. Bkz: Rammstein klipleri. Emigrate dinlerken şunu göz önüne getirmek lazım: Rammstein'ın albüm yapmadığı zamanlar bu albüm size çerezlik gelebilir. In My Tears şarkısında resmen bir Stein Um Stein sezebilirsiniz. İlk albümlerden çok ikinci albümleri beğenirim ama albüm beni ters köşeye çekti diyebilirim. Özellikle Temptation şarkısında yumuşak gitarla girişi ve  aynı anda "don't you ever feel you're sorry?" diyen Richard'ın sesinden etkilenmemek elde değil kesinlikle. Bu şarkıyı bugün hala harika buluyorum. Geneline bakarsak albümü beğeniyorum zaten. Albüm, kesinlikle bir Rammstein albümüne göre farklı ama aynı zamanda göze çarpan bazı benzerlikler anlaşılabiliyor dinlediğinizde. 

Favorilerim: You Can't Get Enough, In My Tears, Let Me Break, Temptation, New York City, Wake Up.


Silent So Long (2014)
2014 yılında gelen ikinci Emigrate albümü Silent So Long, ateş gibi düetlerle dinleyicilerinden tam not almayı başarmış. Albümde Richard Kruspe'nin şarkı yazımındaki belirginliğini dinlerken fark etmişsinizdir. Bu sefer daha güçlü bir ses ve güçlü misafir kadrosu albümü daha da güzel kılmış. Silent So Long, müzikal çeşitliliğin çok büyük bir bölümünü kapsıyor. Albümde Lemmy ile yaptıkları Rock City şarkısı karakteristik olarak yoğun vokaller mevcut. Marilyn Manson fanları online mı bu arada? Evet, evet Marilyn ile Hypothetical düeti albümde mükemmel bir uyum sağlıyor. Albümün öne çıkan şarkısı Eat You Alive Alman grup Seeed'den tanıdığımız Frank A Delle ile atılmış en sağlam feat diyebilirim. Get Down şarkısında Kanadalı müzisyen Peaches eşlik ediyor. Yalnız şarkı very seksi kesinlikle. Albümden en çok beğendiğim Rainbow, Giving Up ve Born On My Own'da şarkı boyu ilerledikçe Kruspe'nin vokal ve lirik kalibresi albümde en iyisi diyebilirim. Richard bu albümde rock'n roll liderlerini bir araya getirip insanları mutlu edecek bir şeyler sunması takdire şayan. Happy Times şarkısında Kruspe'nin eşi, eski Punk grubu Dirty Mary üyesi ve albümdeki bazı şarkıların arka plan vokallerini üstlenen Margaux Bossieux yer alıyor. Eat You Alive klibinde kendisini bas gitar çalarken görebilirsiniz. My Pleasure ve Faust albümde en sönük kalan şarkılar. Çok dinledim ama maalesef kötü. Bu iki şarkı yüzüne puanımı eksik verebilirim. Albümü Silent So Long şarkısıyla kapatan Korn'dan tanıdığımız Jonathan Davis eşlik ediyor. Davis şarkıyla ilgili "Şimdiye kadar yaptığım en kolay işbirliği. Richard bana şarkıyı, müziği hatta vokallerini yolladı. Yapmam gereken tek şey gelişmeyi takip etmekti." olduğunu vurguluyor. Silent So Long için Jonathan Davis seçimi son derece mükemmel. 

Favorilerim: Rainbow, Get Down, Born On My Own, Hypothetical, Eat You Alive, Rock City. 


A Million Degrees (2018)
Geçtiğimiz Cuma günü Emigrate'in 3. albümü A Million Degrees, Spinefarm Records etiketiyle yayınlandı. Albüm yayınlanmadan önce Ekim ayının ortasında grubun resmi Instagram sayfasından Instagram'ın popüleri olan grid şeklinde fotoğraf yayınlayarak bizleri epey heyecanlandırmıştı. Bunun sebebi tabii albümümden önce çıkan ilk single 1234'ın doğuşuydu. Hem de ne doğuş, Billy Talent grubunun solisti Benjamin Kowalewicz  ile feat atmışlar meğersem. Bu şarkıyı tabii ki klipsiz bırakmamışlar. Klibi YouTube üzerinden izleyebilirsiniz. 1234 şarkısını çok beğendiğimi söylemeliyim bu arada. Gayet enerjik ve sizi bir an ayağa kaldırıp dans ettirebilir. O yüzden dinlerken bunu bir düşünün derim. Albüm çıkmadan önce paylaşılan albüm şarkı listesinde en çok gözüme çarpan Rammstein solisti Till Lindemann'nın konuk olduğu Let's Go şarkısı ve sürekli dinlemekten bıkmadığım Ghost'un solisti Cardinal Copia ile I'm Not Afraid beni resmen delirtmişti. Richard yine düet konusunda işi sağlama almış. Düetlerin yer aldığı çok albüm dinledim ama Emigrate beni şaşırtmaya devam ediyor. I'm Not Afraid müzikal sınırlara şiddetle meydan okuyor. Cardinal ve Richard'ın vokalleri kusursuz bir şekilde karışıyor ve en iyi bir şekilde dinleyicilere yansıyor. Şarkının sonunda harmanlanmış katilimsi gitar solosu sizi bağımlılık yapabilir. Let's Go şarksının altında Till'in ismini görünce gülen bir tek ben değilimdir herhalde ya? Gülmekten kastım yüzyıl düşünsem Till ve Richard'ın düet yapacağı benim aklıma gelmez herhalde. Mutlaka bir araya çok geliyorlardır sonuçta Rammstein albüm kaydetti ama Richard'ın grubunda Till'in olması beni çok mutlu ediyor kanımca. Albümden çıkan ikinci single, video klibiyle gelen You Are So Beautiful, çıktığından beri sürekli dinlemekteyim. Video klibi özellikle beni çok şaşırttı çünkü Kruspe'nin uzun saçları, klibin çekilmiş sıcak tonlarda izleyicilere aktarılması, orta yaş bunalımları ve çocuğuna ne kadar tutkulu olduğuna dair görülen bir babayı izliyoruz. Orta yaş bunalımları, başka kadınla yaşanan ilişki, kız çocuğun babaya karşı çok düşmesi bunlar güzel yansıtılmış. Albümde çok sık dinlediğim şarkı bu oldu. Bütün beklentilere meydan okuyan ve her şeyden şikayetçi olan Hide and Seek şarkısında Green Day'e göndermeler de mevcut elbette. Albümün en gaz şarkısı diyebilirim Hide and Seek için. Iskalamayın. 6 dakikalık ve ilk dinlemem de beni şarkıya bağlayan We Are Together, narin müzik sesiyle ve sonunda yer alan muazzam solosuyla karanlık bir parça. Aynı zamanda Richard Kruspe'nin ateşli tutkusunu gösteren bir şarkı. Lead You On adında bir şarkı yapmışlar ki Margaux Bossieux resmen döktürüyor. Eşiyle düet yapan adama biz Richard ZK diyoruz. bkz: Happy Times. Şarkıda uzak, geniş ve saf bir tutkuyla yaptıkları çok aşikar. Albümle aynı ismi taşıyan A Million Degrees, öncelikle melodisiyle daha canlandırıcı bir ses üzerinde yoğunlaşmış. Zamanla savaşan dokunaklı post-rock ve yükselen ritmik gitar parçayı daha da enfes kılmış. Spitfire şarkısında Kruspe'nin yumuşak şarkıların altında yatan şiddetli vokallerini duyabiliriz. Albümün açılış şarkısı War ile son şarkı Eyes Fade Away arasında gidip geliyorum. İkisinden birisi sorulsa hangisi diye açık ara Eyes Fade Away derim. War şarkısından katbekat daha iyi. A Million Degrees, Richard'ın albüme ne kadar çok önem verdiğini bizlere hissettirmiş oldu. Albüme bakıldığında saydam olduğunu çok net bir şekilde anlayabiliriz. Hatta geçenlerde arkadaşımla albüm hakkında konuşuyoruz, Silent So Long'tan sonra o öfkenin dağıldığını ve tecrübeler duygusallıkla birleşip saydam bir görünüm oluşturduğunu söylemişti. İsminin bir ısıya işaret ettiği açıkça görülebiliyor. Albüm çıkmadan önce belli bir kesim Rammstein tarzında bekleyişe girmişler ama albüm çıkınca çoğu kişi bekledikleri albüm gibi olmadığını söylediler. Rammstein ve Emigrate'i aynı sound içerisine koymak nasıl bir mantıksızlık acaba? Bu albümdeki şarkıların aynısını Rammstein yapsaydı beğenilmezdi ama Emigrate'in müziği için çok çok uygun. Diğer iki albüme göre daha farklı bir Emigrate dinliyorum. Bu albüm hazırlanırken Richard daha da deneyimlenmiş. A Million Degrees; gururla, cesurca ve Kruspe'nin enfes tutkusuyla bizlerle buluşturduğu şahane bir Emigrate albümü. Dinlemek için hala zamanınız var. 

Favorilerim: A Million Degrees, You Are So Beautiful, We Are Together, Let's Go, I'm Not Afraid, Lead You On, Hide And Seek.




Yorum Gönderme

0 Yorumlar