Rammstein Über Alles


Alman metal dolusu merhaba. Rammstein'ı sağ solda öve öve bitiremiyorum malum bir çoğunuz bıktınız benden ama zaten şu hayatta sevdiğimiz şeylerden konuşamayacaksak niye yaşıyoruz ki o zaman? O zaman sevdiğimiz şeylerden bahsedelim, en sevdiğimiz insanların müziklerini dinleyip aşık olalım, konserlere gidelim, içelim, eğlenelim. Rammstein da benim için bu tanımlardan fazlası. Çok fazla aşığım bu grubun yaptığı bütün işlere. Öyle bir sevgi. Bıkmak istiyorum ama buna izin vermiyorlar. Beni çekiyor bayağı bayağı böyle. O yüzden sürekli dinliyor ve her geçen gün daha fazla bağlanıyorum. Önceki yazılarımda bahsettim asla o "ergen fan" tayfasından olmadım. Sonuçta 50 küsur yaşında adamlar ben de olgun bir dinleyici olmak istiyorum ki öyleyim zaten. Bir kadın olarak şunu söylemek isterim ki, 7 yıldır Rammstein'ı dinleyip bilmeme rağmen sanki 1995'ten beri onlarla beraber büyümüşüm gibi hissediyorum. Öyle bir etki bıraktılar üzerimde. Rammstein'a gerçekten minnettarım. Nasıl bir duygu bilmiyorum ama ben aşırı derece çok seviyorum hepsini ne yaparlarsa yapsın. Sanat için her şeyi yapabilecek bir grup Rammstein. Ben de bayılarak tebrik ediyorum hepsini. 

Rammstein, 2009'dan bu yana hayranlarını konser albümleri,derleme albüm, çıktıkları tur, Lindemann ve Emigrate projeleri ile dindirdi. 10 yıl içinde bu adamlar boş durmadı. Lindemann ve Emigrate'i tabii ki Rammstein içerisine katmak değil kastım. Farklı işler yapıyorlar ve hepsini severek dinliyoruz. Ama ben bu adamları Rammstein olarak dinlemeyi aşırı çok seviyorum. 6 adamın bir araya gelip dinleyicilerine bir şeyler sunmasını da çok çok seviyorum. Çabalıyorlar ve her defasında kendilerine aşık oluyoruz. Almanlık ruhum azıyor adeta. Bu durumdan memnun muyum, kesinlikle evet! Rammstein ne yaparsa yapsın gıgımızı çıkarmadan oturur dinleriz. 

Rammstein, müzikal hayatının 25. yılını kutluyor bu arada. 1995 yılında ilk albüm Herzeleid ile Alman dinleyiciyi kendilerine çekmeyi başardı. Gerek verdikleri konserler ile, gerekse grup üyelerinin can alıcı yakışıklılıkla gönlümüzü fethetmeyi başarmış o yıllarda. Ben 90'lar Rammstein'a acayip aşığım bunu da belirteyim. Gerçekten bu taş gibi adamlar enstrümanlarını çok iyi icra ediyorlar, meraklıları için YouTube'da 1996 konserlerini aratabilir. 1997 yılında gelen ikinci albüm Sehnsucht ile büyük bir başarı yakalamakla kalmayıp Du Hast ve Engel ile çıtayı epey yükseltmeyi başarıyorlar. Ama size şunu söylemeliyim ki, Sehnsucht albümünde bir tane bile vasat şarkı bulamazsınız çünkü ikinci albümler ne zaman kötü oldu ki? 2001 Mutter, 2004 Reise, Reise, 2005 Rosenrot ve 2009 Liebe Ist Für Alle Da albümleriyle Rammstein, metal müziğin en mükemmel elmaslarını bizlere hediye etmiştir, minnettarız. Rammstein'ın stüdyo albümlerin yanı sıra konser albümleri yayınlayarak bizleri azdırmayı başarmıştır. Abartmıyorum; Live aus Berlin 1998 konserini aldığımdan beri rahat bir 30-40 kez izlemişimdir sıkılmadan çünkü ben bu grubu dinlerken sıkılmam mümkün olamaz. Rammstein üyelerine hakaret olur bu. O konserdeki atmosferi yaşamamız gerekiyor. Belki bir gün. 


Paul Landers, Oliver Riedel, Till Lindemann, Christian Lorenz, Richard Z. Kruspe, Christoph Schneider
Grup, geçtiğimiz yıl yeni albüm sinyalini verdiklerinde artık tamam demiştim. Kaç yıldır Rammstein'dan bir albüm bekliyordum ve bu haber beni aşırı heyecanlandırmıştı. Nihayet, Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gece yeni albüme kavuştuk. Albümün adını Rammstein vermişler ki kesinlikle bu albüm için en uygun olanı yapmışlar. Hepsini kutlarım. Albüm çıkmadan önce Deutschland ile bütün müzik piyasasını, dinleyiciyi ve hatta hükümeti bile dikkatleri üzerine çekmeyi başardı Rammstein. Haklılar da çünkü şarkıda ve buna yakışır Specter Berlin yönetmenliğindeki efsane klip ile taçlandırdılar. Eski Almanya dönemini kliplerinde anlattı Rammstein. Şarkıyı klip ile dinlediğimde nasıl kendimden geçtiğimi bilmiyorum. Büyük bir heyecan vardı üzerimde. Güldüm, eğlendim, evime dönerken yürüyen merdivenden düşüp dizimi sakatladım ama bunlar hep Rammstein'ın beni azdırması yüzünden oldu. Mutluyum. Mutlu oldum, ağladım, üzüldüm çünkü 7 yıldır grubu bilmeme rağmen sanki 10 yıldır onları bekliyormuşum gibi hissettim. Şu satırları yazarken ağlamamak için zor tutuyorum ama ben Rammstein ile olgunlaştım. Böyle olmamı onlar sağladı. Her şarkıda kendimi aradım, sorguladım, eğlendim, yeri geldi ağladım, yeri geldi kendimi tanıdım, kendimle yüzleştim, kendime zarar vermeye çalıştım, kendimi yumrukladım ve ben böyle olgunlaştım. Ben bu 6 adam sayesinde bu hale geldim. Bu yüzden kimse benim dinlediğim gruplara ve çok sevdiğim bağrıma bile bastığım Rammstein'a laf etmeye kalkmasın. Deutschland'a gelirsem eğer albümün en sert darbe veren bir şarkı. Almanya dönemi öyle anlatılmaz böyle anlatılır. Almanya dönemini aşırı merak eden birisi olarak araştırmalar yaptım, dizi ve filmler izledim. Eski Almanya dönemine hakim birisi olarak söylemeliyim ki, klibi izlerken hiç yabancılık çekmedim. Eğer Almanya dönemini bu kadar sık bilmeseydim, klibi izlerken "bu ne be böyle" derdim. İyi ki de dememişim. Teşekkürler Rammstein bizlere Almanya dönemini bir kez daha tattırıp, yaşattığın için. 

Albümün ikinci şarkısı ve videosuyla beraber gelen Radio'yu da bağrımıza bastık yayınlandığında. Ama niyeyse Deutschland kadar etki bırakmadı. Çıkmadan önce teaser'ını dinlediğimde resmen Kraftwerk havası sezdim yalan yok. Kraftwerk'ün eski kayıtlarına baktığımızda müzikal olarak benzerliğini hissedebilirsiniz. Zamanında Rammstein, Das Model'i cover'ladıklarında Kraftwerk üyeleri bu yorumu beğenmemiş niyeyse. Belki Rammstein, Radio ile gruba göndermeli selam çakmışlardır. Klip olarak konuşmak gerekirse yine eski bir Almanya dönemine ışık tutmuşlar. Eski Almanya dönemlerinde insanlar konuşmalarını kasete sarıp radyo üzerinden yayınlarmış. Meraklılar için Deutschland 86 dizisine bakabilir. Klipte radyoyu çocuğu gibi sahiplenen insanları görüyoruz. Şu açıdan da yorumlamak gerekirse, yeni feminizm dalgasına da selam çakmışlar. Malum şu son zamanlarda gündemde olan feminizm dalgası çok önemli bir konu. Rammstein üyelerine ayrı bir teşekkür etmek lazım klibinde yer verdikleri için. Radio şarkısının sözlerine baktığımda eski anılarım aklıma geldi. Eskiden ben şarkıları hep radyodan dinlerdim. Telefon tabii küçüğüm diye kullanamıyorum, mp3 olsun, wolkman'ler olsun sık kullanan birisi değildim, o yüzden çok sık radyodan şarkı dinlermişim. Bana da selam çakmışlar diye düşünmüyor değilim. İlahi Rammstein, muazzam detaysınız. Şarkıya geliyorum; müzikal olarak Christian Lorenz resmen döktürmüş. Şarkının alt yapısı, gitar ve davul çok kafa yormuyor. O yüzden sıkılmadan dinleyebileceğimiz bir şarkı olmuş. Sizi sıkmayacaktır.

Zeig Dich ile devam edeyim. Albümün en gaz şarkısı. Girişte yer alan koro kısmı aynı Ghost'un Year Zero şarkısına feci bir şekilde benziyor. Bu durumdan epey memnunum. Ghost da çok severek dinlediğim bir grup. Bence Zeig Dich kaydedilirken Ghost'tan ilhamlanmış olabilirler zira Richard Kruspe'nin diğer grubu olan Emigrate'in son albümünde Cardinal Copia ile feat attı. Albümün en sıkı taşı diyebilirim. Bu şarkı için Jonas Akerlund tarafından da bir klip çekildi ama hala görücüye çıkmadı. Merakla bekliyorum zira Rammstein, Deutschland ve Radio klibi ile aşmışlığını Zeig Dich'te de görmek istiyorum. 

Auslander, yazlık bir Rammstein şarkısı olmuş. Hele o intro yok mu, resmen happy hour'larda çalınacak aday şarkı. Lirik ve müzikal açısından yine döktürmüşler. Acayip eğlenceli bir şarkı, tıpkı Mein Land gibi. Umarım yeni konserlerinde bu şarkıyı dinleme fırsatına erişebiliriz. Bu arada Till Lindemann'ın şarkıda çılgın gülüşü yine best of'ların arasına girdi. Seviyoruz. 

Ve albümün en seksi şarkısı olarak Sex, bir Pussy olmasa da lirik açısından mükemmel bir Rammstein şarkısı. "wir leben bei sex!" sözleri beni cezbetti desem yeridir. Açıkçası Rammstein'ın eski şarkılarına baktığımızda kendilerini nasıl aştıklarını gördük ama benim umudum bu albümde özellikle Sex şarkısında, eğer klip çekilecekse Pussy'nin üzerinde olmasını çok isterim. Rammstein artık tam net olarak kendilerini aşmalı. O seksi Almanlıklarını görmek istiyorum. Umarım istediklerimi klip olarak değerlendirirler. 10 yıl aradan sonra dinleyiciler bunu bekliyor. Tabii ben de! Müzikal olarak değerlendirdiğim de hafif synth tınıları, sonrasında gelen çılgın gitar ve birleşen davul şarkıyı mükemmel kılmayı başarmış. Sözler zaten çok cici. "Sex! hahaha, ja!"


Christian, Christoph, Till, Richard, Paul, Oliver
Albümün en sıkı, en sert darbeyi vuran şüphesiz Puppe'den bahsetmemek olmaz kesinlikle. Teaser'ını dinlediğimde (biraz Christoph Schneider öveceğim) o davul benim beynimi resmen esir almıştı ve diğer şarkıların teaser'larını dinlediğimde gitardan bıkmış vaziyete gelmiştim. "davul nerede?" diye kendimi yiyip bitirdim ve bir akşam oturup Puppe'nin davul kısmını dinlediğimde çıldırdım. Şunu da söylemek istiyorum, hayal kırıklığı demeyeyim ama albümde Christoph, Liebe Ist Für Alle Da albümünde davul açısından o kadar çok yükselmesini istedim ki size bunu anlatamam. Tarif edemem. LIFAD'da çaldığı o davullar insanı azdırmayı başarıyordu. Tabii bu benim, sizi bilemem. Albümde Schneider kendini fazla yormamış ve geri kalan bazı şarkılarda çok softa kaçmış. Bundan şikayetçi değilim elbette. Sadece kendini bu albümde nasıl aşacağını merak ediyordum. Beni cezbeden kesinlikle Puppe'nin davulları. Biriniz de dememiş ki Christoph Schneider, Puppe'de döktürmüş diye yazıklar olsun. Çalışına sağlık, Schneider! Şarkıya geliyorum, Rammstein yine ağzımıza sıçacak bir şaheser ile karşımızda ve okuduğum birçok yorumda albümün en iyi şarkısı olarak Puppe'yi görmüşler. Kesinlikle katılıyorum. Müzikal ve sözler olarak aşırı darbe vuruyor. Sakin bir müzik ile başlayan şarkı nasıl oluyor da Till Lindemann haykırarak "Und jetzt reiß' ich der Puppe den Kopf ab" diye yükseliyor anlamış değilim. Acı bir haykırış sezdim şarkıda ve dinlerken kendime engel olamadım, sağı solu yumruklayasım geldi. Şarkıyı birçok kez dinledim, Till'in sesi bu şarkıda o kadar dokunaklı ki, Christoph'un davulla birleşmesindeki haykırışına çok duygulandım. Bu mükemmel. Albümde en ama en çok sevdiğim Puppe oldu. Hala aşamıyorum bu şarkıyı ve üzerimde çok pis bir etki bıraktı. Hayvan gibi şarkı yapmış Rammstein, albümle alakalı bık bık edenleri göt etmiştir, affedersiniz! Şarkının temasından bahsetmek istiyorum zira bu şarkıyı övmeden cümleyi kapatamıyorum. Ana kahramanımız küçük kız kardeşi yan odada çalışırken kendi odasında kilitli kalan küçük bir çocuk olarak karşımızda. Çalışmaktan kastımız odada fahişelik yapmak. Çocuk umutsuz bir şekilde neden odaya kilitlendiğini ve yan odada neler olduğunu merak ediyor. Kız kardeşinin  çığlıklarını duyunca odadan çıkmayı bir şekilde başarıyor ve adamın kız kardeşini acımasızca dövdüğünü gören ana kahramanımız kız kardeşinin katilini öldürüyor. Bu hikaye bile bana o kadar korkunç geldi ki, Wiener Blut şarkısını ilk kez dinlediğimde en son böyle sarsılmıştım. Puppe resmen çok farklı bir şey. Bu anlatılamaz. Üzerimdeki etkisi o kadar büyük ki şarkıyı aşamıyorum bile. Puppe'nin teaser'ını dinlediğimde davulları açısından Das Alte Leid'a benzettiğimi önceden dile getirmiştim. Doğru çıktı çünkü söz ve müzik olarak birbirine benziyor; "Und auf der matte fault ein junger leib, wo das schicksal seine puppen lenkt" -Das Alte Leid (Herzeleid 1995) "Und dann reiß' ich der Puppe den kopf ab" (Rammstein 2019) Her iki şarkının içinde Puppe kelimesi geçmekte ve her iki şarkının müziğinin birbirine benzemesi sevindirmiştir. Das Alte Leid şarksında acı ve haykırış nasıl varsa, Puppe şarkısında da aynısı var. Bir süre hafızamdan çıkmayacak. Till Lindemann'ın konserlerde bu şarkıyı canlı olarak söylemesini çok aşırı istiyorum ama şarkıda kendini o kadar çok yırtıyor ki, birçok kişi olumsuz konuşuyor canlı performans için. Bu adam Wiener Blut ve Bückstabü live'larında kendini nasıl aştığını görüyoruz. Allah katına çıkmayı başaran Till Lindemann gibi bir ses bence Puppe için dağı taşı affedersiniz s*ker atar. Umarım setlist'e eklenir.

Sıradaki parça Puppe'den sonra en sevdiğim şarkı olan Was Ich Liebe geliyor. Aslında çok yabancı gelmiyor bu isim zira Rammstein, Liebe Ist Für Alle Da albümünü kaydederken demo olan bir şarkı çıkıyor, altyapısı Pussy'nin müziğine benzeyen Was Ich Liebe, 10 yıl aradan sonra yeni düzenlemesi ve sözleriyle bizlerle buluştu. Albüm çıkmadan önce şarkı listesini gördüğümde şaşırmış ve epey merak etmiştim. Acaba alt yapısı nasıl ve sözlerini nasıl değiştirdiler diye merak içerisine girmiştim. Şarkıyı dinler dinlemez o çalan müzik ve şarkının sözlerine feci aşık oldum. Taş gibi şarkı yapmış adamlar! Lirik açısından yine seksilik açan bu cici Rammstein şarkısı, bence diğer şarkılar olduğu kadar bizi bir aldı götürdü böyle Berlin'e... Richard Kruspe, Paul Landers ve Oliver Riedel gitarlarıyla şarkıyı çok güzel bir hale getirmiş. Tabii alt yapı olarak Christian Lorenz bizlere de selam vermiyor değil, tabii. Rammstein'ın kendi imajı ve müzikal kimlikleri ile ilgili ön yargılarınızı yıkarsanız bu albümü dinlerken oldukça keyif alabilirsiniz. 10 yıldır albüm yapmayan bir gruptan bahsediyoruz. Bu albüm, evet grup üyeleri çok fazla yorulmamış ama ortaya çıkan onca emekleri var sayarsak böyle bir albümü dinlediğimiz için kendimizi şanslı hissetmemiz lazım. Was Ich Liebe'ye gelirsek ortada çok sağlam bir iş var ve albümün en hayvani şarkısı olabilir. 

Biraz da Oliver Riedel öveceğim zira bu albümde kendisinin emeği büyük. Diamant diye bir şarkı yapmış Rammstein, Oliver alt yapı olarak yine döktürmüş. Utangaç kimliği ile tanıyoruz kendisini ama müzikal olarak çok iyi işler çıkarmakta. Çok sık röportaj veren birisi değil ama Rammstein'ın içerisinde olduğu ve çaldığı enstrümanından dolayı kendisini çok seviyorum. Şarkıya geliyorum; elmas gibi şarkı yapmışsınız yine ciğerimiz kalmadı. Albümün en ballad şarkısı. Sözler de tam vuruyor böyle ki sanırsınız Till Lindemann'ın Messer adlı kitabından çıkmış gibi öyle mükemmel sözler. Şarkının çevirisini okuduğumda yine Rammstein'a aşık olmaktan kendimi alamadım. Şarkının sonunda "doch nur ein Stein" diyerek bizleri yerden yere sürüklüyor Till

Weit Weg'te Christian Lorenz'e yine saygı duruşuna geçiyorum. Şarkı böyle eskileri o kadar anımsatıyor ki bundan oldukça memnunum. Aslında tam böyle Anadolu Rock tınılarını anımsatıyor. Aklıma Cem Karaca gelmedi değil yalan yok. Aşırı mükemmel bir şarkı olmuş. Weit Weg, Rammstein'ın eski tatlarını günümüze taşıyan aşırı old school ya da bizlerin tabiri ile retro grup havasını bu şarkıda sezdirdi. Sonlara doğru gelen hafif soloya delirmemek elde değil. 

Tattoo ile devam edeyim. Intro kısmı bana aşırı Metallica'yı anımsattı. Tam böyle distortion tınıları, kuduran Christoph davulu ve Till'den çıkan enfes sözleri gösterirsek şarkıyı mükemmel bir hale getirmişler. Azgın metalin meyvesini bizlere tattıran Rammstein'ı ayakta alkışlıyorum. 

Albümü son şarkısıyla kapattığımız Hallomann, yoğun Mein Teil solosu içermektedir! Sound'u farklı bir şeye çekip nasıl Mein Teil olduğunu anlayacağımızı düşünmemiş Rammstein üyeleri? Bizler o kadar çok detayı seven dinleyiciler olarak, şarkıyı pür dikkat dinlediğimizde anlayabiliyoruz. Şarkının derinine inersem Till Lindemann'ın vokal kalibresi olarak çok güzel işler yaptığını görüyoruz. O duyguyu bile bu albümde bir kez daha dinleyicilerine tattırdı. Müzikal açısından kesinlikle yeni konserlerinde bu şarkıya yer vereceklerdir diye düşünüyorum.

Rammstein / Rammstein 2019

İstisnalardan bahsetmek gerekirse Rammstein, bu albüm için prodüktör Olsen Involtini ile çalıştı. Eğer Rammstein, Jacob Hellner ile çalışsaydı emin olsun bu sound'da bir albüm çıkmazdı. Geriye dönüp albümlere baktığımda prodüktör kimin elinden çıktığı belli oluyor. Albüme elbette laf atmıyorum, gereken övgülerimi yukarıda yaptım ama sizce bir eksiklik fark etmiyor musunuz? Liebe Ist Für Alle Da gibi hayvan bir albüm yapan grup 10 yıl aradan sonra bira soft'a kaçan bir albüm ile karşımızda. Ben açıkçası bu olayı biraz prodüktöre bağlıyorum. Devam ediyorum, grup albüm çıkmadan önce şarkı fikri olarak 35 tane yeni şarkıları olduğunu söylemişlerdi. Tabii Rammstein 1995'ten beri bizleri kızdırdıkları için albüme yine 11 şarkı sığdırmış. Geriye kadar şarkıları umarım Reise, Reise albümünü yayınladıktan bir sene sonra çıkan Rosenrot gibi diğer şarkıları dinleme fırsatına erişebiliriz. Zaten Rammstein 10 yıl içinde boş durmadı, albümlerde yer almayan birkaç şarkılarını bizlerle buluşturdu. Umarım bizi sadece bu albümle veda etmezler. İstisnalara devam ediyorum. Rammstein her albüm çıkarmasında Richard Kruspe o kadar çok olumsuz konuşuyor ki, kafasında Rammstein'ı bitirip bitirmedi mi kendimizi sorguluyoruz böyle. Her albüm çıkınca "bu bizim son albümümüz" gibisinden açıklama yapıp bizleri epey kızdırıyor bu konu hakkında. Çok üzgünüm ama bu grupta sadece Richard yer almıyor. Ben şahsen diğerlerinden de görüş almak isterim. Grubun başı Till Lindemann bu konu hakkında hiçbir açıklama getirmedi nedense, ya da Paul Landers ya da Christoph Schneider? "gruptan birisi ölünceye kadar çalmaya devam edeceğiz" diyen ben değilim sanırım? Richard Kruspe neden böyle yapıp bizleri üzüyor anlamıyorum. Bundan zevk alıyor olmalı. Richard, Rammstein kurucusu olarak grubun şiddetli taşı. Tabii grup hakkında neler düşünüyor, söyledikleri bizleri de ilgilendiriyor dinleyici olarak ama ne olur Rammstein hakkında olumsuz konuşup gücümü üzmesin, sonra bir tarafım sinirden ağrıyor, dayanamıyorum. Rammstein üyeleri doğru düzgün bu konuyu açıklık getirip bizleri rahatlatması lazım. 

Bir teşekkür Rammstein;

Sesiyle yine komalara girdiğim, böyle bir ses ile karşılaştığım için kendimi çok şanslı hissettiğim, ciğer miğer bıraktırmayan, hayranlarını kendi isteği ile yöneten Till Lindemann'a,

Rammstein'ın en sağlam taşı, albüm için gereken çabaları sarf eden, uğraşan, benim için tam bir genius olan Richard Z. Kruspe'ye,

Grubun bel kemiği, "o zaman dans!" diyerek bizleri dansa teşvik eden, Till Lindemann olduğu kadar müzikleriyle bizi coşturan ve bir kez daha saygı duruşunda bulunduğum Christian nam-ı diğer Flake Lorenz'e,

Grubun en uysalı, ballad şarkılarında yeteneğini gördüğüm, çaldığı o bas gitarıyla sarhoş olduğum Oliver Riedel'a,

Rammstein'ın en ama en just smile'ı, en az Richard Z. Kruspe kadar etkili gitar çalan, üzgün olduğum zaman kendisini görüp gülümsediğim, albüm için çok olumlu şeyler konuşup kendisine hayran kaldığım Paul Landers'a,

Ve son olarak kendisine karşı olan sevgimi dağlara taşlara sığdıramadığım, kendisine karşı tapmaktan kendimi alamadığım, Rammstein'ın en gözdesi, sevgim her geçen gün katbekat artan, benim için hayatımın en özel insanı olan Christoph Schneider'a böyle bir albüm yapıp bizlerle buluşturduğunuz için çok teşekkür ederim! Sizinle yanmaya devam!

Yorum Gönderme

0 Yorumlar