Ben de özledim, ben de!


Hoş geldiniz. Karantina dönemi sanırım iki ay sürdü. Düşünün, artık günleri hesaplayamayacak kadar aklımda tutamıyorum. Bu iki ay içerisinde herkesin yaşam hayatı mahvoldu. İşinden olanlar, ücret dahi ödenmeden izine "zorla" gönderilen işçiler, aylardır yardım alamayan müzisyenler, dükkan sahipleri vb. gibi örneklerle gösterebilirim. Bu süreç içerisinde birçok şey yapmayı özlediğimi hissettim. Sahi, özlemeyi hissedebiliyor muyduk? Bilmiyorum. İnanın hiçbir şey bilmiyorum. O kadar saldım ki kendimi artık, hiçbir şeyi umursamaz oldum. Ne olacaksa olsun'cuydum yani anlayacağınız.

Neyi özledim esasında biliyor musunuz? Uzun uzun yürümeyi. Yorulacak kadar yürümeyi. Boş boş yürüyüp yorulmayı özledim. Bu süreç içerisinde makyaj yapmayı bile unuttum diyebilirim. Önceki ay bir gece oturup makyaj yapmaya kalktım, o makyaj beni olduğumdan çirkin gösterdi. Böyle düşünür oldum. Küpe, kolye takmayı filan hiç aklıma bile gelmiyor. Çok sevdiğim bir zincir kolyem var. Hiç çıkarmam diyen ben uzun zamandır takmıyorum bile. En son Pazartesi bir taktım, ertesi gün çıkarıp dolabıma koydum. Bıktım mı ne oldum hiç bilmiyorum. 

Bir kafeye gitmeyi, orada bir şeyler yiyip içmeyi özledim sayın takipçiler. En azından beni yoran o evden biraz uzaklaşmak birkaç saatliğine de olsa iyi geliyordu. Şimdi iki aydır evdeyim, kafayı yiyorum. Bir saat kadar yürüyüp geliyorum aralarda ama inanın ki hiç eve giresim gelmiyor. Zorla adım atıyorum desem yeridir. "normalleşme"ye geçersek eve hiç girmeyeceğim bunun da sözünü vereyim kendime.

Sosyalleşmeyi de çok özledim. Sevdiğim insanlarla bir şeyler yapmayı, oturup iki lafın belini kırmayı özledim. Şimdi telefonlarla yapılsa da yüz yüze olan o tadı vermiyor maalesef. Telefonlarla konuşmayı geçtim yakın arkadaşlarıma sarılmayı o kadar çok özledim ki size anlatamam. O sarılma hissi çok bambaşka bir şey bilirsiniz mutlaka. Bu süreç biter bitmez en yakınlarımıza sarılmayı unutmayalım olur mu? En büyük ihtiyaç çünkü.

Kitapçıda gezip detaylı kitap incelemeyi, gördüğüm CD'leri karıştırmayı, Starbucks'ta sıra bekleyip sonrasında saatlerce oturulup edilen sohbetleri, metroda o yoğun insanın arasına karışıp yolculuk etmeyi, en basitinden Taksim, Karaköy ya da Galata çevresinde takılıp oradan mutlaka İstiklal Caddesi turlamayı, Cihangir sokaklarında kaybolmayı, Beykoz'da balık yemek yiyip Beykoz korosunda yürüyüş yapmayı, Caddebostan Sahil'inde en yakın dostumla takılmayı, Bağdat Caddesi'ni detaylı uzun uzun yürümeyi, Karaköy'ü, Beşiktaş Çarşı'da dolanmayı, Akaretler'i turlayıp oradan Maçka Demokrasi Parkı'na inmeyi, her ne kadar o kalabalık arasında yorulsam da Eminönü Sahil'i, Eminönü'nde otobüs beklemeyi, Marmaray, Metrobüs ve Otobüs kullanmayı, AVM'de kıyafet için detaylı alışveriş yapmayı, sahaf dolaşmayı, Aksi'de bir kahve içmeyi, Kafe Pi'de en yakın dostlarımla içip sohbet etmeyi, konser ortamında bulunmayı, saatlerce konser başlamasını beklemeyi, keyfimi çıkarıp eğlenmeyi, sinemada film izlemeyi, dönerciye gidip yerinde döner yemeyi, onun gelmesini beklemeyi, dostumla yemek yiyip sevdiğimiz grubun hakkında dedikodu yapmayı, sabaha kadar oturup muhabbet etmeyi, her şeyde gülmeyi, mutlu olmayı, Bebek ve Ortaköy tarafını turlamayı, Kadıköy'e gitmeyi, Moda'da dolaşmayı... İstediğimiz her anı özgürce yapabilmeyi çok özledim. 

Bu yıl için o kadar nefis planlarım vardı ki herkes gibi, maalesef karantina dönemi o planlarımı öldürdü. Hiçbir şey yapamamak ne kötü ama değil mi? İşten ayrılmak bu zaman için ideal olsa da maalesef evde kaldığım şu sürece bana hiç iyi gelmiyor. Peki bu süreçte olan bana ne oldu? Kitap okumaya çalıştım, film izleyip, izlediğim filmleri not aldım, sitemde yazı yazmaya daha çok gayret gösterdim, sitemi sonunda adam etmeyi başardım, İlk başta yapamadığım Podcast olayını sonradan öğrenip Podcast kaydetmeyi öğrendim, sevdiğim gruplar hakkında daha çok araştırma yaptım, bir şeyler öğrenip onları not aldım, yıllar sonra hayranı olduğum grubun üyesiyle röportaj yaptım, kendimle ilgilendim, kendimi iyi hissedecek şeyler aldım, onları az da olsa uyguladım. En azından bunları yapabildim karantina boyunca. Sorun ne biliyor musunuz? Artık bu karantina dönemin bitmesi, hepimizin komple bir rahatlama ihtiyacımızın olması. Ne zaman gelecek peki bu rahatlama? Hiçbir zaman deyip moralimi asla bozmuyorum. Elbette bir gün bu saçmalık bitecek ve özlediğimiz şeylere kavuşacağız. 

İki aydır deniz kokusu almadım. Bu benim için o kadar kayıp bir durum ki denize yakın yerde yaşayanlar çok şanslısınız. Bu yüzdendir ki Beykoz'da o sahili turlayıp, oradan Yalıköy'e geçmeyi çok özledim. Beykoz çayırda takılıp, oradan Anadolu Kavağı'na gitmeyi özledim. Anneannemin mezarına ziyaret etmeyi bile çok özledim. Hoş gerçi yıllar oldu gitmeyeli ama bu süreç içerisinde aklımdan hiç çıkmadı. Akbaba tarafına gitmeyi de özledim. Dayımın kaldığı Akbaba tam bir cennet. Asla ses yok, tam böyle kafa dinlemelik. Minibüs ile Riva'ya gitmeyi, o uzun yol bile en çok özlediğim şeylerden birisi oldu. 

Özledim evet ama bunlardan önce gelen sağlık durumumu da düşünüyorum. Bu yüzden sizler de kendinize dikkat edin. Elbet bir gün buluşacağız. Sosyal medyadan tanışıp yakın arkadaş olanlar, karantina sonrası bir araya gelip görüşün, bir şeyler için sohbet edin. Arkadaşlarımıza ihtiyacımız var. Arkadaşlığınızı ve dostluklarınızı özleyip onları tekrardan gözden geçirin. Her şey güzel olacak. Olumlu düşünün, etkisi çok iyi olabiliyor. Kendinize cici bakın, sağlık ve özlemlerle kalın. Sabredin. 

Yorum Gönderme

0 Yorumlar