Advertisement

Main Ad

Pandemi dönemindeki bıkkınlık

İçimden hep yeter diye bağırıyorum. Her şey için. Pandemi öncesinde de böyleydi, sonrası da hiç değişmedi ama fazlasıyla yeter dediğim birçok şeye şahit oldum bu dönem. Bir yıl olduğunu bazen kabullenemesem de zamanın ne kadar da hızlı işlediğini düşünmek bazen beynimi yorabiliyor. 

Bir sene önce çalışmıyor, hayatımın en mutluluk heyecanlarını yaşıyordum en yakın dostum ile. Sonra Pandemi patladığından beri her şey çok değişti. Düşüncelerimiz, hayata bakış açımız, insanlar ve sayamayacağım çok şey.

Bu sene ise çalışıyorum, o kadar yat kalk, bilgisayar telefon bir yerden sonra bıkkınlık getirdi. Bıkkınlık öncesi elbette evde olduğum için bir sorun yoktu ama bir yerden sonra inanın bu sıkmaya başladı. Aralık sonuna kadar kitap okuyabiliyordum, şimdi ise okuyamaz oldum. Resmen okuma alışkanlığımı kaybettim. Zevkli olan şeylerin bir süre sonra zevksiz bir hale gelmesi büyük problemmiş. Bu süreçte en azından bunu anladım.

Maske muhabbetlerinden çok sıkıldım. Sürekli takma zorunda olmak en az maske muhabbeti kadar bıktırdı.

Pandemi sebebiyle... Bu cümleyi kullanacağım hiç aklıma gelmezdi. Çalıştığım ofiste bu cümleyi sık sık tekrarladım müşteriye karşı. Çünkü hafta sonu yasaklar. Pandemi sebebiyle...

Ev-iş, iş-ev arasındaki zamanla yarışmak yetti gerçekten.

Bit(e)meyen Zoom toplantıların görüntülerine maruz kalmak. Üşenmiyorsunuz da. 

Haber kanalları, bitmek bilmeyen pandemi muhabbetleri. Önüne gelen her ismi televizyon programlarına çıkartıp herkesin söyleyecek bir şey olması. 

Yeterince sosyalleşememek. Bunu bir sene içinde daha çok anladım. 

Ekonomik daralmalar. Pandemi adını kullanıp ekonomi durumunu anlatmaya çalışmak. Olmuyor, boş laf yapmayın.

Uzaktan eğitim, saat kısıtlaması, maske, dezenfektan, kolonya, market, sağlık bakanlığı, hastaneler, mustasyonlu virüs, yasaklar, toplu taşıma araçları vb. ifadelerden son derece sıkıldım. Kim bilir bu ne zaman sona erecek o zamana kadar bu ifadelerle hayatımızı yaşamaya devam.

Yorum Gönder

0 Yorumlar